Allgemein
Hinterlasse einen Kommentar

Polonyalı kadınlar kürtaj hakları için hayatı durdurdu

 

3 Ekim günü Polonyalı kadınlar, hükümetin kürtajı yasaklayarak suç haline getirmesi planına karşı genel greve gitti. Katılımcılardan, kadınların ellerinden alınması planlanan üreme ile ilgili haklarının yasını tuttuğunu sembolize etmesi amacıyla siyah giyinmeleri istendi. Polonya’nın 60 farklı şehrinde Black Monday (Kara Pazartesi) şiarıyla ev içi ve ev dışındaki ücretli ve ücretsiz işler durdurularak, aralarında birçok erkeğin de bulunduğu binlerce insan protesto gösterilerinde bulundu. Birçok iş yeri greve destek vermek amacıyla kepenklerini kapalı tutmayı tercih ederken, dünyanın çeşitli yerlerinde destek eylemleri düzenlendi ve sanal ortamda gezegenin hemen her yanından #BlackMonday etiketi ile yapılan paylaşımlar yoluyla Polonyalı kadınlarla dayanışma gösterildi. Berlin’de yüzlerce insanın katıldığı dayanışma eylemine ise Paris’te tam bin kişinin katıldığı belirtiliyor.

Yüzde 87’si Katolik olan ve Avrupa’nın en sıkı kürtaj yasasına sahip Polonya’da şu anda kürtaj, yalnızca fetüsün veya annenin hayati tehlikesi varsa, ya da gebeliğin tecavüz veya ensest sonucu meydana gelmiş olmasıyla mümkün. Planlanan yasak, kürtaj hakkını tamamiyle ortadan kaldırmayı hedefliyor, şartlar ne olursa olsun. “Stop Abortion” (Kürtajı Durdurun) adlı bir “halk inisiyatifi”nin meclise sunduğu ve Katolik Kilise kurumu ile hükümet tarafından sevinçle kucaklanan ve incelenmek üzere teslim alınan bu talebe göre kürtaj haklarından faydalanan kadınlar, 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilecek, kürtaj yapan doktorların da yargılanabilmesinin önü açılacak. Ayrıca kürtajın hepten yasaklanması, annenin düşük yapması durumunda, bilerek düşüğe sebep olduğu şüphesiyle kadınlar ve doktorları hakkında soruşturma başlatılabilmesine yol açabilecek.

Kadınların beden ve yaşamlarıyla ilgili sahip olduğu doğal bir hak olan kürtajın bir suç haline getirilmesi, yalnızca kadınlar üzerinde kurulan eril tahakküm anlamına gelmiyor. Bu aynı zamanda, çocuk sahibi olmak istemeyen kadınların gizlice, denetlenemeyecek ortamlarda kürtaj yaptırmak zorunda bırakılıp, yaşamlarının tehlikeye girmesi anlamına geliyor. Ne de olsa kürtajın yasaklanması, bunun ortadan kaldırılabileceği anlamına değil, devletten gizli olarak uygulanmaya devam edeceği anlamına geliyor. Meclise sunulan tasarı aynı zamanda ertesi günü haplarını da yasaklamayı, kullanan veya satışını yapan kişileri iki yıla kadar hapis cezasına çarptırayı ön görüyor.

İktidardaki muhafazakâr sağcı Kanun ve Adalet Partisi Başkanı Jaroslaw Kaczynski, “uzlaşmaya” gidilebileceğini belirtirken, ceninin sağlıksız olması durumunda bile kürtajın yasaklanacağını, fakat tecavüz veya ensest sonucu meydana gelen bir gebeliğin söz konusu olması durumunda uygulanabileceğini dile getirdi.

Polonyalı kadınlar, çoğunluğunu Katoliklerin oluşturduğu bir topluma göre benzersiz bir biçimde kuvvetli çıkan sesleri ile üreme ile ilgili haklarını, beden bütünlüklerinin güvence altına alınmasını ve bazı kadın hakları savunucularının kendi ifadelerine göre “kadınlık itibarlarını” savundular ve bunların ellerinden alınmasına karşı sessiz kalmayacaklarını belirttiler. Ev içinde ve dışında kendilerine yüklenen görevleri yerine getirmeyi reddederek siyahlara büründüler, binlercesi bir araya gelip işi ve hayatı durdurarak iradelerinin gücünü gösterdiler. Mecliste yalnızca yüzde 27 oranında temsil edilen Polonyalı kadınlar, çoğunluğunu erkeklerin oluşturduğu vekillerin bedenleri ve yaşamları hakkında karar vermesine güçlü bir biçimde karşı çıkmış oldular. Göstericilerle yapılan ve dünya basınında yer alan röportajlara göre cinsiyetler arasında eşitliğin olmadığını, birçok kadın ve kız çocuğunun güçsüz olduklarını ve kendine ait fikirleri olamayacağını hisseden Polonyalılar, Pazartesi günü seslerini duyurma ve kendi kendilerini temsil etme fırsatını ele geçirmiş oldular.

Benim bedenim, benim kararım” ve “Özgürlük! Özgürlük!” gibi sloganların atıldığı gösteriye her yaştan kadın katılırken, aynı zamanda katılan erkekler de siyah kıyafetleriyle dayanışmalarını gösterdiler. Katılımcıların birçoğu feminist olmadığını ve bugüne dek siyasete ilgi duymadıklarını, ancak ne zaman ve kiminle çocuk yapacaklarına karar verecek olanın kendileri olduğunu dile getirdi.
Bu yazı 04.10.2016 tarihinde Jin Haber Ajansı tarafından yayınlanmıştır
Advertisements
Dieser Eintrag wurde veröffentlicht in: Allgemein

von

Welcome to my blog! Here you will find some inputs of politics of Turkey, women in media and animal and women’s rights. The name is Sibel Schick and I was born on a wednesday on the hot southwest coast of Turkey as the only child of an arranged marriage. I left my home city 2009 due to the twofold discrimination I experienced as a kurdish woman. Currently I live in Cologne, Germany with my roommates and three cats. I spend most of my time at the TH Köln where I study Online-Redaktion and writing articles for various media. Besides I am keeping busy with the proactive platform erktolia.org which I co-founded, the turkish version of the international anti-sexist community macholand.org. I make and cherish music in my spare time and enjoy comedies.

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s