Allgemein
Hinterlasse einen Kommentar

Affedin Bizi Çocuklar

Hayata bakışımız ve empati yetimizin daracık sınırlarına alışmak, bu sınırları kabullenmek ve bunlarla yaşamayı öğrenmek; sabır ve sükûnetle bunların etrafında gezinip, bunlara gerekçeler yaratarak kendi vicdanını rahat tutmak var olan sorunları çözüyor sanıyorsunuz. Gezegeni, hayvanı ve insanı felakete sürükleyen, doymak bilmeyen tüketim manyaklığı görmezden gelinerek, kişilerin vicdan ve iradesine havale edilerek çözülecek sorunlar olsaydı, yani insanların doğrudan etik olanı tercih etmesini var sayarak sabırla beklemek Dünya’yı kurtaracak olsaydı şu an nefes aldığımız her saniye bir hayvan katledilmiyor veya sit alanları turizm tesisi halina getirilmiyor olurdu; Hollanda’nın kaldırım taşları hâlâ kuru olurdu (ama değil, çünkü buzullar eriyor ve düşük rakımından ötürü suya batacak ilk ülkelerden biri olan Hollanda’da süreç başlamış durumda).

Bugün Türkiye’de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Facebook listemdeki insanların paylaşımlarına bakıyorum, insanlar bugünden ötürü samimi anlamda mutlu. Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklarla çekilmiş fotoğraflarını, herkesin gününü kutlayan cümlelerle paylaşıp ülkenin refahı için üstlerine düşeni yapıyorlar.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde üçü kapalı cezaevi olmak üzere toplamda beş adet çocuk hapishanesi mevcut olmakla birlikte (Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü, 5 Ocak 2015 rakamları); Türkiye nüfusunun %30’unu oluşturan çocuk nüfusun üçte biri yoksulluk sınırının altında bulunmakta. 6-17 yaş grubundaki çocukların %8,5’i okula gitmezken, aynı yaş grubundaki çalışan çocuk işçi sayısı neredeyse 900 bin. Hapishanelerde tutulan çocukların işkence gördüğü ve tecavüze uğradığı bir sır değil, hatırlarsanız Pozantı’da çocuk mahkûmların tecavüzcüleri serbest bırakılırken, mağdur çocuklar hakkında müebbet istemiyle dava açılmıştı. Annelerin mahkûmiyetinden dolayı hapishanede yaşamak zorunda kalan çocuklar ise Türkiye’nin bir başka vahim gerçeği. Her kim ki bu gerçeklere gözlerini yumuyor, elleriyle kulaklarını tıkayıp gözlerini başka yöne çeviriyor, o zat çocukların hiçbir gününü kutlama hakkına sahip değildir.

899078_892

İnsan Hakları Derneği’nin açıkladığı rakamlara göre, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde 1989-2008 seneleri arasında polis ve asker kurşunu ile 350’nin üstünde Kürt çocuğu katledildi. Dicle Haber Ajansı’nın bir haberine göre ise, son 24 yılda devlet görevlileri tarafından katledilen çocuk sayısı 569. Roboski Katliamı esnasında toplam 16, Kobanê protestoları esnasında ise en az 8 çocuk polis ve asker tarafından öldürüldü.

cocuklar-oldurulen-cocuklar1-ceylan-enes

İnsan olan çocuklardan bahsettik ve durumun onlar için hiç de öyle kutlanacak bir kıvamda olmadığını gördük. Peki ya insan olmayan çocuklardan ne haber?

Çocuğunu normalde oldukça sağlıklı besleyen fakat özel günlerde bir istisna yapıp onu bir Fast Food lokantasına götüren ve bir hamburger alıveren anne-babalar, söz konusu başkasının çocuğu olduğunda aynı hassasiyeti göstermeyebiliyor. Doğumunun hemen ardından annesinin memesinden koparılıp çöpe atılarak ölüme terk edilen buzağıların günahı süt içenlerin; yumurta üretim tesislerinde erkek olması nedeniyle kâr sağlamayacağı için canlı canlı kıyma makinelerine atılarak ya da naylon torbalarda havasız bırakılarak katledilen erkek civcivlerin günahı ise tavuk ve yumurta tüketenlerin boynuna.

ae_male-chicks-garbage-bags

Umursamazlıkları sözlerle değil hareketlerle bile yüzlerine vurulduğunda ahlaki olarak kendini ezilmiş hisseden insanlar, hayvansal ürünlerden feragat etmek bir kenara dursun, bu sömürüye ortak olmamayı tercih edip vegan beslenen (ve yaşayan) ve çocuğunu da vegan besleyen insanlara ağza alınmayacak sözler sarfetmekten çekinmiyor.

Türkiye’de ne insan olmak kolay, ne de hayvan olmak. Siz tüm bu gerçekleri inkâr etmek ve kendi küçük dünyanızda evcilik oynarken bir çocuk bayramı kutlamak istiyorsanız bu sizin tercihiniz. Ben bu bayramı reddediyor; Türkiye’de doğan, el kadarken evlendirilen, okula gitmek yerine çalıştırılan, sakat bırakılıp dilendirilen, hapishaneye atılıp tecavüze uğrayan, asker ve polis terörü ile işkence görüp öldürülen tüm çocuklardan hepimiz adına af diliyorum.

Advertisements
Dieser Eintrag wurde veröffentlicht in: Allgemein

von

Welcome to my blog! Here you will find some inputs of politics of Turkey, women in media and animal and women’s rights. The name is Sibel Schick and I was born on a wednesday on the hot southwest coast of Turkey as the only child of an arranged marriage. I left my home city 2009 due to the twofold discrimination I experienced as a kurdish woman. Currently I live in Cologne, Germany with my roommates and three cats. I spend most of my time at the TH Köln where I study Online-Redaktion and writing articles for various media. Besides I am keeping busy with the proactive platform erktolia.org which I co-founded, the turkish version of the international anti-sexist community macholand.org. I make and cherish music in my spare time and enjoy comedies.

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s